4 Nisan 2020 Cumartesi

Bir Öğrencinin Günlüğü #3

  "Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti!"
  Öyle miydi cidden? Bir insan, bir insanın neyi olabilir, ne kadarı olabilir? Aşkın ne zaman gelebileceğini bilebilir miyiz? Beklememiz mi gerek, yoksa biz mi aramalıyız? Aşkın yaşı var mıdır? Yoksa aşk hurafelerden ibaret mi?
  Aşkın veya sevginin her zaman, acısının bile güzel olduğunu düşünmüşümdür. Bir insan için ağlamak, üzülmek ya da sıkıntıya girmek, tahmin ettiğimizden çok daha önemli olabilir. Neye göre seçebiliriz ki sevgiyi? Bakışlarına, tenine, saçlarına ya da giyinişine göre mi? Bazı insanlar bilgisayarına aşıktır. Bazıları işine aşıktır. Belkide müziğe aşık olanlar vardır. Bilemiyorum. Bildiğim şeyler sınırlı. Belki bu konuda cahilimdir.
  Ben O'nun kokusunu görebiliyorum, O'nun dilinden dökülen kelimelere dokunabiliyorum. O'nun gözlerindeki parıltıyı izleyebiliyorum. Saçlarındaki her bir teli sayabiliyorum. Dokunduğu her yerdeki titreşimleri tadabiliyorum. Bu da benim cahilliğim galiba. Ya da ben Superman'im. Yoksa deli miyim? Bir insan bunları yapabilir mi? Her bir hareketinde dansı görmem mümkün mü?
  Bu satırları yazarken, küçük çocukların şeker bayramında topladıkları şekerleri yerken ki mutlulukları var yüzümde. Küçükken bisikletten düştüğümde annemin "bir şeyin var mı kızım?" diyerek yaklaşırken, çehresinde okuyabildiğim naiflikle yaklaşıyorum O'na. O'na ulaşmayı hedefleyen her bir adımda kirpiklerimin göz kapaklarımı yavaşça eğdiğini hissedebiliyorum.
  Ben sevgiye dokunabiliyorum. Bu mümkün...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder